17 Haziran 2010 Perşembe

VUVUZELA HAKKINDA BİLİNMEYEN GERÇEKLER



Tarihçi Oktay Keleş: "Vuvuzela Türk çalgısıdır, onu bağrınıza basın!"

İngiltere Premier Leauge takımlarından Portsmouth’unTürk takımı olduğunu kanıtlayan ve takımın ligden düşmesinde büyük etkisi olan ünlü tarihçi ve araştırmacı Oktay Keleş, Güney Afrika’da düzenlenen 2010 Dünya Kupasına büyük damga vuran “vuvuzela” isimli çalgı hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Vuvuzelanın bir Türk çalgısı olduğunu belirten Oktay Keleş, “Vuvuzelaya kızmadan evvel kökenine bir bakın. Ülkemizde bu çalgı sevilecektir. Sonuçta vuvuzela bir Türk çalgısı ve Türk olan her şeyi Türkler sever” dedi.

Kanıt olarak Orta Asya steplerinde yaptığı büyük araştırmalar sonucunda bulduğu taş yazıtları yanında getiren Oktay Keleş’in bir de en eski vuvuzelayı bulmuş olması herkesi heyecanlandırdı.

Vuvuzelanın Asya Hun devletinin Başkenti Ötügen’de ortaya çıktığını söyleyen Oktay Keleş “Törenlerde, doğumlarda, cirit müsabakalarında hiç durmadan vuvuzela çalıyorlardı, şenlik alıp yürümüştü, vuvuzela Türklere tarif edilmez bir huzur veriyordu” dedi.

Vuvuzelanın o zaman ki isminin BABAZULA olduğunu belirten tarihçi Keleş, isminin göçler sırasında değişerek “vuvuzela” halini aldığını da vurguladı.

Yanında getirdiği taş kitabelerle vuvuzelanın bir Türk çalgısı olduğunu kanıtlayan Oktay Keleş şunları dile getirdi.


“Bakın, tam şurada bir cirit müsabakası sırasında seyirciler arasında BABAZULA üfleyen adamı görüyor musunuz? İşte bu adam vuvuzela’nın Türk çalgısı olduğunun kanıtı. Bakın yazıtlarda ne yazıyor;

Alper Tunga ne çalan

Heç Dinmiyor bu talan

İmdi kulak kesildim

Öfür şu babazulayı lan

Sayın Herıld Tribün, bundan ala kanıt mı olur. Yetmiyor mu? Bakın bir başka kanıtta yazan ne muhteşem bir ırk olduğumuzu da kanıtlıyor. Burada yazana göre İlk Hun hanlarından Mete Han Selenge nehri kıyısında büyük bir konser çadırı kurdurup burada “Boz Stepler Vuvuzela Dörtlüsü”nü oluşturmuş. Müziğe verdiğimiz öneme bakar mısınız? Zaten Çinliler duvarı sesten rahatsız oldukları için yapmışlardı, ne anlarlar ki müzikten!”

Vuvuzela’nın tüm nefesli çalgıların atası olduğunu dile getiren Oktay Keleş; “Avrupa’da fagot, obua, trompet, trombon, klarnet olurken Anadolu’da Zırtık, Sipsi, Zurna olmuş. Tüm bu nefeslilerin atası Vuvuzeladır. Allahım biz ne kadar muhteşem bir ırkız.” Şeklinde konuştu.

Dünya Kupasına gitseydik futbolcuların vuvuzeladan hiç rahatsız olmayacağını, genlerimizde zaten o sesin mevcut olduğunu, dolayısıyla muhteşem bir başarı yakalayacağımızı belirten Keleş, “Şimdi Fatih Terim düşünsün” dedi.

Bir sonraki hedefinin futbolun Türk sporu olduğunu kanıtlamak olduğunu belirten Keleş “Vuvuzelayı bağrınıza basın” mesajı verdi.

Okçu'ya derbi freni !

Yayın hayatına başladığı günden beri araştırmacı kişiliğiyle pek çok sansasyonel haberi gün ışığına çıkartan HT, şok bir habere daha imza attı.

Fenerbahçe kulübünde özellikle kaçırdığı gollerle adından sıkça söz ettiren Güiza'nin İspanya milli takına seçilememesinde Demirören'in parmağı olduğu öğrenildi.



Herıld Tribün araştırma servisinin büyük bir başarı ve gazetecilik örneğiyle açığa çıkardığı olay şu şekilde cereyan etti.

Yıldırım Demirören 8 Mayıs günü İspanya'nin hocası Del Bosque'ye attığı mesajda "hocam, konuşmamız lazım, sana ödeme yapcaz" dedi. O sırada Paper Moon'da tesadüfen arka masada oturan HT muhabiri arkadaşımız Del Bosque'yi şahsi cep telefonundan arayan Beşiktaş başkanının şu sözlerini duydu: "hocam senden bir ricam var, eğer yaparsan sana borcumuzu hemen ödeyeceğiz"!


Demirören milli takım kadrosu açıklanırken Del Bosque'nin Güiza'yi özellikle kadroya almamasını istedi. Demirören'in büyük bir gizlilikle konuştuğu Del Bosque'ye "hocam, eğer Güiza milli takıma giderse Fener onu satacak bir takım bulur, bu da bizim şampiyonluk planlarımızı suya düşürür" dedi.

Demirören telefonda yaklaşık 8 dakika boyunca İspanya'nın hocasını ikna etmeye çalıştı. Bunun için önce "yapmazsan parayı unut" dediği ancak ardından "hocam sen de bir Beşiktaş'lısın" ve "Mehmet Topuz'un intikamını beraber alalım"diye ortamı yumuşatmaya çalıştığı farkedildi. Konuşmanin sonlarına doğru "hocam, ben ettim sen etme" diyen Demirören sonunda eski hocasını ikna edebildi.


Daha sonra 23 Mayıs'ta açıklanan kadrolarda Güiza'nin ismini görmeyen Demirören'in Del Bosque'ye "gracias hocam" yazan bir kısa mesaj gönderdiği öğrenildi.

15 Haziran 2010 Salı

ÖMER ÜRÜNDÜL PATLADI



Türkiye’ye dönmeyi düşünmüyorum!

2010 Dünya Kupasını naklen yayınlayan TRT’nin yorumcusu olarak görev yapan Ömer Üründül kendisine yapılan haksız eleştirilere cevap verdi. Dünya kupasının ilk gününden bu yana hem kimi spor yazarlarından, hem de futbolseverlerden yoğun eleştirilere maruz kaldığını belirten Üründül “Ben işimi bu ülkedeki herkesten daha iyi yapıyorum. Bu eleştirileri hak etmiyorum, dönmeyeceğim Türkiye’ye, şimdi onlar düşünsün” dedi.

Yapılan haksız eleştirilerle ilgili açıklamalarda bulunan Ömer Üründül şöyle konuştu:

“Ağzı olan konuşuyor… İtalya Paraguay arasındaki maçta Kremonasi demişim, “Kremonasi” ne demek biliyor musunuz? Artık yitip gitmekten bir dil olan eski Latince de –ki bilmezsiniz siz, İtalya’da eskiden bu dil kullanılırdı- fuleli futbolcu demek. Ben ne zaman fuleli İtalyan bir futbolcu görsem “Kremonasi” derim. Tabi nereden bilecekler bunu da bana hak verecekler. İki gugıl okumayla olmaz bu iş…”

“Sergio Aguero’dan bahsederken “Aguro” dedim, neden dediğimi biliyor musunuz? Ben bu oyuncu ilk çıktığında Arjantin’e gidip ailesiyle görüştüm, bütün bunları kendi paramlar yaptım, kimseden para almam ben, biz zenginiz. Neyse ailesiyle görüştüm. Onlar hep “Aguro” diyorlar, Aguero doğduğunda nenesi dişsizmiş, “Aguero” diyemezmiş, “Aguro” dermiş, o yüzden adı Aguro oralarda. Ama kim dinler ki?” diye konuşan Üründül zaman zaman sinirlendi; “Siz yeniyetmeler Türk futboluna bir şey mi kattınız? Yeni bir yorumculuk anlayışı mı getirdiniz? Ben Kolektif Futbolu buldum. Aslında ona başta kooperatif futbolu diyecektim ama kolektif daha uygun dedim, ben geceleri çalışma odama girip bunlar düşünüyorum. Sizin çalışma odanız var mı? Benim var, biz zenginiz!”

“Enteresan” tabirini çok kullandığı konusundaki eleştirilere ise Üründül şöyle cevap verdi.

“Eee ama enteresan… Enteresan bir şeye ne diyeyim? “Zeberek” mi diyelim… O ne biçim eleştiri? Sonuçta futbol çok enteresan bir oyundur.”

Güney Afrika dönüşü biletini muhabirimizin karşısında yırtıp atan Ömer Üründül geri dönmeyeceğini şu sözcüklerle açıkladı.

“Beni çok ararsınız, aranızdan tandem diyenin çıkması için 10 yıl geçmesi lazım, duran top organizasyonu demeniz için en az 5 sezon full maç izlemeniz lazım, bloklar arası derinliğe girmiyorum bile. Benden bu kadar, Türkiye’ye gelmeyeceğim, sakin ve vakur halim burada çok tuttu, Güney Afrika TRT’si benimle anlaşma yapmak istiyor. Para almayacağım, zenginiz biz, ama Türkiye’ye gelmeyceğim, şimdi arkamdan konuşan yorumcular konuşsun.”

3 Haziran 2010 Perşembe

Levent Erdoğan "Oh" dedi.


Beşiktaş'ın eski Asbaşkanı Levent Erdoğan, Ricardo Quaresma'nın gelmeyecek olmasına sevindiğini belirtti.

Levent Erdoğan yaptığı açıklamada, "Quaresma çok pahalı bir futbolcu, gelseydi çok zorlanacak, belki soframızdan kesecektik. Çoluğun çocuğun rızkıyla iş yapılmaz." dedi.

Transfer görüşmelerinde sırada Barcelona'dan Xavi ve Iniesta ile, Chelsea'den Frank Lampard'ın olduğunu belirten Erdoğan;
"Umarım onlar da olmaz. Çok pahalılar. Arkadaşlarımız görüşme yapacaklarını borsaya bildirdiler ama umarım olmaz. Lütfen olmasın allahım, çok pahalı nasıl öderiz o parayı, benim bir tansiyon ilacım ne kadar haberiniz var mı? Bu devirde yaşlı olmak da zor" dedi.
Levent Erdoğan "Vezneler kapanmadan su parasını yatırayım, sonra acayip faiz giriyo inanır mısınız" sözleriyle basın toplantısını noktaladı.